Alıntılar

Seni Seviyorum – Hızır Ovacık


Daha ne kadar susabilirim. Söylemem gerek artık, söyleyeceğim

 

6 yaşındayım. Yürüyemiyor, koşup oynayamıyorum. Gelenler yatağımın kenarına oturup

çocuk felcine yakalandı ha, vah yavrum vah diyorlar. Neler olduğunu anlamıyorum. Ama etrafımda bu kadar insan olması, herkesin benimle ilgilenmesi hoşuma gidiyor. Gelip geçici bir duygu sanıyorum, ama geçmiyor.

 

İlkokula bebek arabasında başlıyorum. O arabada koşup oynayan, hoplayıp zıplayan arkadaşlarımı seyrederek geçiyor yıllarım. Bahçeye çıkaran olursa, arada bir top atıp tutuyorum. Büyüdükçe, ağırlaştıkça bebek arabasına sığmaz oluyorum. Ortaokula ilk yıl annemin sırtında gidip geliyorum. 2. yıl artık annem taşıyamayacağını söylüyor beni. Her ay ücretini ödediğimiz bir amca taşıyor beni okuldan eve, evden okula..

 

16 yaşındayım. Eğer bu yaştaysan tekerlekli sandalyen ile artist kadar yakışıklı gençlerle yarışmak zorundaysan, engelli olmak matkap gibi oyuyor yüreğini insanın, matkap gibi. Bacaklarım olması gerekenden çok kısa ve güçsüz. Sanki bir bebekten kesilip alınmış ve vucuduma eklenmiş gibi. Bu bacakları yürümek için kullanamıyorum..

 

Tekerlekli sandalyeme, bu yaşamıma rağmen, yeşil gözlü, sarı saçlı dünyalar güzeli bir kızı seviyorum. Deliler gibi seviyorum, aşığım. Geceleri onu düşünmekten uyuyamıyorum. Delilik bu, biliyorum..

 

Ve üniversitedeyim. İlk günler oldukça sıkıntılı geçiyor. Okulda, yurtta merdivenlerde, tuvaletlerde. Bedeni engelli öğrencilerin düşünülmediği bir ülkede yaşamanın sıkıntıları bunlar. Daralan merdivenler, çevresinde demir kollar bulunan tuvaletler, zemin kata taşınan yataklar çevremdekileri olumsuz etkiliyor. Direniyorum. Ne yapabilirim ki, okumak istiyorum. Okuyabilmek istiyorum, direneceğim..

 

Bir gün diplomamı alıyorum, üniversiteyi bitirdim. Hem de oldukça tanınan bir üniversiteyi. Sevinmeliyim. Sevinemiyorum. Diplomam duvar süsü olmamalı. Yıllarımı diploma çerçeveletmek için harcamadım ben. Babamı kaybettikten sonra iyice çöken anneme üniversiteyi bitirmişken yük olamam. Asıl şimdi başlıyorum. Hazır mıyım? Kabaca sakata iş yok kardeşim veya kibarca biz seni ararız diyeceklere karşı. Hazır değilim, yorgunum korkuyorum.

 

Bahadır, biraz uzun sürmedi mi, seni bu kadar düşündüren nedir Allah aşkına?
Milli eğitim bakanlığı cumhuriyet tarihinde ilk defa engelli öğretmen alacağını açıkladı. Gözlerime inanamıyorum. Gazeteler güzel haberler de yazar mıydı? Yazılanlar doğru muydu? Kanun desteğine rağmen askari ücretle bile iş bulamazken öğretmen olabilmek. Bu mümkün müydü?

 

.. Lisesine tayin edildiniz, 15 gün içerisinde göreve başlamanıza.

 

Bir işim var artık, rüyada gibiyim. Rüzgarla dolan içime, seevinçle dolan ruhuma ayaklarım eşlik edecek. Bir ev geçindirecek kadar kazanacağım. Anneme bile bakabilirim artık..

 

Heey uyan artık, saatlerce seni bekleyemem..
 

Omuzlarımı tutup hafif hafif sarsıyor. Kokusu, yakınlığı, sıcaklığı titretiyor beni. Kulaklarım uğulduyor. Yanaklarım alev alev.

 

-Merhaba ulviye

 

Nihayet, nerelerdesin kuzum.
Özür dilerim. Ben, ben düşünüyordum
 

Neyi?
 

 

Ona ne demeliyim. Geçmişi veya geleceği desem komik mi olurum?

 

Geleceği
 

Düşünme, Düşündüklerini yap. Her zaman ki gibi
 

 

Yapabilsem, ah bi yapabilsem

 

. Seni sevdiğimi söyleyebilsem. 16 yaşından bu yana yüreğimi dağlayan bu aşkı antabilsem. Kızarsın, küsersin. Daha ne kadar susabilirim. Söylemem gerek artık, söyleyeceğim.

 

-Sana bir şey soracağım

 

-Sor

 

Tekerlekli sandalyemin önünde diz çöküyor. Taşın toprağın üstüne. Gözlerini dimdik gözlerime dikiyor.

 

Haydi sor
 

Yere bakıyorum, gözlerine bakacak gücüm yok. Öfkesini, acısını, yıkılışını görmek istemiyorum. Sesini duysam yeter.

 

Hala bekliyorum
 

önce bana bir söz vermelisin
Hangi konuda

En kızgın halinde bile benimle iyi bir dost olduğunu unutmayacağını

bunu kalpten biliyorum, uzatmada söyle artık

Göğüs kafesimin içerisinde kalbim, otomobil lastiği gibi şişiriliyor sanki. Kemikleri öylesine sızlıyor. Dayanmalıyım, bitmeli bu iş.

Bak, Kalkıp yürüyemem ben, seninle kol kola gezemem. Bu benim sevgilim diye beni gösterip övünemezsin. Sana layık olduğumu, olabileceğimi de düşünmedim hiç. Ama söz dinletemiyorum yüreğime. Seni seviyorum, sen deliler gibi seviyorum. Gülmeni anlarım, sevmemeni, alay etmeni de. Ama sevgimi bana küsmek için kullanırsan dayanamam buna.

Yüzüne bakamıyorum, konuşmuyor, kahkaha atmıyor. Ayağı kalkıp gitmiyor. Dondu kaldı demek ki, şaşırttım onu. Dostluğuna, arkadaşlaşlığına uzaktan da olsa akrabağılığına ihanet ettim. En güzel kavramlara ihanet ettim ben. Ölmek istiyorum, şimdi. Elimi tutuyor, önce elimin üstündeki eline, sonra da yüzüne bakıyorum. Beni terkedecek sanıyorum. Ama bu bakışlar sıcak, sımsıcak. Söylediklerimi unutabilecek misin. Ben bağışlayabilecek misin? Gülüyor, yanaklarından süzülen damlalara rağmen gülüyor. Seni aptal, düşündüğü gibi değil, çevremde senden üstünü yok. Övünebileceğim, güvenebileceğim sevebileceğim kimsem yok.

Allahım, cennette miyim? Dünya bu kadar güzel olabilir mi? Ağzımdan dökülen cümlelere hakim olamıyorum.

Seni Seviyorum.


Yazar Hakkında

Admin

Yorum Yaz