Alıntılar

Oruç Hakkında – Senai Demirci


Oruç tutmak da yüklerini boşaltmak değil midir? Niyetin yüreğine değer değmez, seni doyurduğunu sandığın nice erzak bir anda tükeniverir. Çaresiz kalır dudağın. Erir elinin altında bildiklerin. Tutulduklarından sıyrılırsın. Tutundukların erir. Güvendiklerin yıkılır. Sular çekilir dudağından. Lokmalar elinden düşer. Vazgeçersin doymalardan. Uzak kalırsın sofralara. Su kandıramaz olur seni; suyu verene kanarsın. Ekmek doyurmaz olur; ekmeği verene doyarsın. O’nun iznine bakarsın. Komşun bilirsin Rabbini. Hemen yanında. İznini beklediğin. Ev sahibin. Sofraya buyur etmesini özlediğin. Yeryüzünde Rabbine misafir olduğunu anlarsın. Sofranı O’nun izniyle açar, O’nun emriyle kapatırsın. Boşalır çuvalın; yalnız O’nun hatırıyla kalırsın. O’nun hatırını sayarsın köşelerde kuytularda. O’nun nazarında bilirsin kendini kimselerin görmediği yerde. Başkaları ayıplasa da ayıplamasa da aldırmazsın. Tutarsın kendini. Başka aynalarda itibar aramazsın. Sade Rabbinin ayıplamasını ciddiye aldığın bir saraya varırsın. Saraylı kabı tutarsın niyetinle. Yalnız O’na ait. O’nun bildiği niyetine tutunursun. O’ndan sana emanet olan o kapla var olursun. Doymaların arasında unuttuğun. Yüklerini gözetirken göz ardı ettiğin. Elindekileri çoğaltırken, elinden düşürdüğün. Kalbini. Kalbini bulursun “saray”da.


Yazar Hakkında

Admin

Yorum Yaz