Güzel Sözler

Muhiddin Arabi’ye Göre Aşk


İskender Pala – Aşka Dair kitabından alıntıdır;

“Kays’ı Mecnun eden şey, onun cemalinden ziyade hayali idi. Kays Leyla’yı hayal ede ede Allah arzusu ( istek, şevk, iştiyak, özlem) arttı. Hatta bu arzu “Leyla!.. Leyla!” sayıklamalarıyla şiddetlenerek lezzete dönüştü, onu deli divane etti. Daha sonra Leyla yanına gelip de “Aradığın işte yanında, gel kavuşalım!” dediği vakit hiç onunla alakadar olmadı. Çünkü ete kemiğe bürünüp karşısına geçen Leyla’yı, hayalindeki Leyla ile örtüştüremedi. Gerçi onun hayalinde âlem Leyla ile dolup taşmıştı, her zerrenin adı Leyla oluştu ama dokunabilecek kadar yakınında, tam karşısında duran Leyla onun muhayyel (Hayal gücüyle yaratılan, hayal edilen) Leyla’sı değildi.”

Bu satırlardan da anlaşılan o ki, İbn Arabi’ye göre aşk işinde maşukun (Sevilen, âşık olunan) varlık âleminde görünürlüğü gerekmez. Zihnimizde büyütüp şekiller verdiğimiz, tavırlar biçtiğimiz, edalar giydirdiğimiz, kısacası zihnimizde şekillendirip kendimize göre yeniden yarattığımız muhayyel sevgili bir gün sokakta karşımıza çıkıverdiğinde ikisinden birinin mana elbisesi diğerine dar gelebilir; biri diğerini kovmaya kalkabilir. Bu çatışma sırasında madde (süfli) olan manayı (ulvi) 0lanı kovarsa ilahi aşk tezahür eder. Eğer çatışma madde lehine gerçekleşmiş de gerçek, hayali alt etmişse, âşık vuslat arzusuna düşer ve hükmünü icra ettiğinde de aşk sona erer. Buna eskiler “hubb-i avamî” derlermiş. Yok eğer, çatışma ulvi olan lehine gerçekleşmiş de hayal, gerçeği yenmişse o vakit aşk devam eder ve gider; ta ki sevgilinin gerçek cemalini göresiye kadar. Buna da “hubb-i ruhanî” denilmiştir.


Yazar Hakkında

Admin

Yorum Yaz